Türkçenin bin yıllık hafızasına açılan en büyük kapılardan biri ise hiç
şüphesiz Divânu Lugâti’t-Türk’tür.
Hikâyemiz, Türklerin dilini, sözünü ve kültürünü gelecek nesillere bırakmak
isteyen büyük bir bilgeyle başlar.
Kaşgarlı Mahmud, 11. yüzyılda Türk boylarını ve obalarını
dolaşarak kelimeleri, deyimleri, atasözlerini, şiirleri ve halkın dilinde
yaşayan sözleri derledi. Bu büyük emeğin sonunda ortaya yalnızca bir sözlük
değil; Türk dünyasının dilini, kültürünü ve yaşayışını yüzyıllar
ötesine taşıyan eşsiz bir hazine çıktı.
Divânu Lugâti’t-Türk, Araplara Türkçeyi öğretmek amacıyla kaleme alınmıştı.
Fakat bugün bize çok daha fazlasını anlatıyor.
O sayfalarda yalnızca kelimeler yoktu.
Destanlar vardı.
Atasözleri vardı.
Şiirler vardı.
Türk boylarının izleri vardı.
Ve Türk dünyasını gösteren eşsiz bir harita vardı.
Sonra zaman geçti.
Eserin tek nüshası yüzyıllar boyunca kaybolmuş bir hazine gibi sessizliğe
gömüldü.
Ta ki 1915 yılında İstanbul Sahaflar Çarşısı'nda Ali Emîrî
Efendi'nin karşısına o el yazması çıkana kadar...Kitabın gerçek değerini fark
eden Ali Emîrî Efendi, onu büyük bir heyecanla satın aldı ve hayatının en
kıymetli hazinesi gibi korudu.
Dostlarına hislerini şu sözlerle anlatacaktı:
“Bu kitap değil, Türkistan ülkesidir. Türkistan değil, bütün bir
cihandır.”
İşte biz de bu sayfada, o “Türkistan ülkesinin” kapısını
aralamaya çalışacağız.
Kaşgarlı Mahmud'un bin yıl önce kayda geçirdiği kelimeleri yeniden okuyacak,
bugün unuttuğumuz anlamların izini sürecek ve Türkçenin derinliklerinde saklı
kalan sözlerle yeniden tanışacağız.
Çünkü bazen bir kelime, yalnızca bir kelime değildir.
Bir çağın izidir.
Bir milletin hatırasıdır.
Bir kültürün sesidir.
Kadim kelimelerin izinde, Divânu Lugâti’t-Türk'ün dünyasına hoş
geldiniz.
#DivanuLugatitTürk #KaşgarlıMahmud #AliEmiriEfendi #Türkçe #TürkDili
#KadimKelimeler #GününKelimesi #TürkTarihi #Edebiyat #Lügat #Sözlük
#TürkKültürü